kan vermek zararlı mıdır?

Kan vermek sağlıklı mıdır? Kan nedir?

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlarda dolaşmakta olan akıcı plazma ve alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları ile meydana gelmiş kırmızı renkli bir yaşam sıvısıdır.

Alyuvardan kısaca bahsetmiş olursak eğer alyuvar, kırmızı kan hücresi ya da bir başka anlama gelen eritrosit, kanda en çok sayıda yer alan hücredir.

Alyuvarın tıbbi karşılığı olan eritrosit kelimesi Yunanca dilinde erythros (kırmızı) ve kytos (oyuk) sözcüklerinden türetilmiştir.

İnsanoğlu kandaki dolaşım sayesinde yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmektedir. Ancak kan ihtiyacı durumunda ülkemizde halen bazı kan gruplarında eksiklikler olmaktadır.
Çünkü kan ihtiyacı olan birçok hastalar olduğu için yeterli gelmemektedir ve ayrıca kan yerine kandaki görevi üstlenebilecek bir başka sıvı maddesi günümüze kadar yapılamamıştır. Bu konuda yapılan birçok araştırmalar neticesinde hiçbir çalışma bu soruna çözüm üretmeyi başaramamıştır.

Kan vermek bilemediğiniz beklide birçok hayatı kurtarmak ile beraber kendi sağlığınız adına da büyük önem arz etmektedir. Çünkü kalp krizi riskini büyük oranda azaltarak baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon ve yorgunluk gibi rahatsızlıkların önünede geçmeyi başarmaktadır.

Kan Vermenin faydaları nelerdir?

  • Kan verildiği zaman vücutta kan yapan organlar uyarılarak yeni kan yapmaya yöneltilir.
  • Kan hücreleri yenilenerek daha da iyi bir vücut akışını sağlar.
  • Psikolojik açıdan rahatlata bilmeyi sağlar.
  • Kan bağışlandığı zaman birçok hastalıkların testide uygulanmaktadır. Bu sayede yeni bir hastalığa yakalansanız bile erkenden fark edip tedavi edile bilme şansını artırmaktadır.

Kimler Kan Bağışında Bulunabilir?

kimler kan verebilir?
  • 18-65 Yaş aralığında bulunanlar,
  • Vücut ağırlığı 50 kg üzerinde olanlar,
  •  Herhangi bir önemli ağır sağlık sorunu olmayanlar,
  • Hemoglobin ölçümü ideal olan kişiler genellikle kan bağışlamak için uygundur ve aynı zamanda yılda dört defa kan bağışında bulunabilir.

Kan bağışı sonrası yapılması gerekenler nelerdir?

  • Kan bağışı yapıldıktan sonra ayağa kalkılmamalıdır. 5-10 dakikalık süre zarfında dinlenilmelidir.
  • Dinlenmenin ardından tüketilecek ikramlar alınmalıdır. Aksi takdirde görevlilerin verdiği yiyecek ve içecekler dışında başka bir şey tüketirseniz eğer kusma, baş dönmesi gibi sorunlarla karşılaşırsınız
  • Kan bağışlayan kişi sigara tüketiyor ise, kan bağışından ardından birkaç saat tüketmemelidir.
  • Kişi kan vermiş olduğu kolu ile birkaç saat ağırlık kaldırmamalıdır araç kullanmamalıdır.
ay tutulması nedir?

Ay tutulması bir yılda kaç defa gerçekleşir?

Dünyanın uydusu olan Ay, kendi yörüngesi etrafında döndüğü vakit bazı zamanlar Dünya ile aynı noktada olurlar. Aynı noktada olduklarından ötürü Ay Dünya’nın gölgesi altında olmuş olur. İşte bu duruma Ay tutulması denir. Ay tutulması, dolunay vaktinde ve Ay’ın düğüm noktasına yakın olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Ay’ın, Dünya’nın gölgesi altında kalması ile Güneş’ten gelen ışınları alamaması sonucunda gerçekleşmektedir. Güneş, karşı düğüm noktası esnasında veya ona yakın olduğu durumda olmalı ki bu şartlar neticesinde Dünya’nın gölgesi Ay’a düşebilsin.

 Ay’ın hızı saatte 3456 km olmasından ötürü ortalama Ay tutulmasının zamanı tahmini olarak 40 dakika ile bir saat arasında oluşmaktadır. Ay tutulması esnasında, yeryüzünün Ay’ın ufuk çizgisine çakışık şekilde olmasından ötürü herhangi bir bölgesinden gözlemlenebilir. Ay’ın karşısında yer alan Dünya, üzerine gelen Güneş ışınlarını atmosferinde kırdığı için tutulma esnasında Ay tamamen kaybolmadığı görülmektedir. Dünya etrafında kırılan ışıklarda mavi renk yansıtılmayıp yutulduğu ve kırmızı rengin yansıtılmasından, Dünya’nın kendi gölgesi kırmızı renge bürünür. Tabi insanların kendisi bu renkte görebilmektedir. Bütün bunların neticesinde Ay tutulması gerçekleşebilmektedir.

Ay tutulması çoğu zaman bir yılda iki kere ortaya çıkabilmektedir. Bazı özel durumlarda Ay tutulmasının hiç olmadığı yada ikiden fazla ortaya çıkabilir.

Ay tutulması türleri nelerdir?

ay tutulması nedir?

Ay tutulması türleri 3’e ayrılmaktadır. Bunlar;

  1. Yarı Gölgeli Ay Tutulması

Ay, Dünya’nın yarı gölge konisi üzerinden geçmesi sonucu gerçekleşmektedir. Ayrıca çıplak gözle ayırt etmekte zorlandığımız tutulma türüdür.

2.Parçalı Ay Tutulması

Ay’ın bir kısmı Dünya’nın tam gölge konisinden geçmesi sonucu oluşmaktadır. Bir kısmı gölgede kalan bu tutulma çıplak gözle görülebilmektedir.

3.Tam Ay Tutulması

Ay, Dünya’nın tam gölge konisinden geçmesi sonucu oluşmaktadır. Ay tutulma esnasında kırmızı rengine bürünerek rahatlıkla gözlemlenebilir.

Tam Ay tutulması esnasında gölgede kalan Ay, hafif kızıl renge dönmektedir. Bunun sebebi ise gölgede kalan Ay’dan yansıyıp gelen Güneş ışınları, atmosferimizden  geçtiği vakit soğurulması sonucu ışık alanlarının maviye çalan tonlarını yutarak, kızıla yakın  ışınların geçebilmesinden oluşmaktadır. Kanlı ay tutulması bahsettiğimiz olaydaki nedenlerden oluşur. Başka bir deyişle Ay’dan değil Dünya’nın atmosferi yüzünden kaynaklanır.

radyoterapinin yan etkileri nelerdir?

Radyoterapi (Işın tedavisi) Nedir? Yan etkileri nelerdir?

radyoterapinin yan etkileri nelerdir?

Radyoterapi (ışın tedavisi) iyonize radyasyonun kullanılması sonucu kanser hastalığının tedavi edilmesidir. Radyoterapi ile verilen yüksek miktarda radyasyon, kanserli hücreleri yok etmekte ve bölünüp çoğalmalarını engellemektedir. Radyoterapi artan kanser hücreleri üzerinde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.

Radyoterapi esnasında tümörlü lokal alan belirlenerek, ışınlar daha yüksek dozda ve yalnızca kanserli hücreye gönderilerek tedavi edilir. Radyoterapi tedavisi günlük 15-20 dakikalık seanslar sonrası hasta normal hayatına devam edebilmektedir.

Radyoterapi tedavisi yalnızca hastanın etkin bir şekilde tedavi edilmesi değil aynı zamanda tedavi edildikten sonra uygun bir yaşam sürmesi de amaçlanmaktadır. Günümüze kadar gelişen radyoterapi uygulamaları geçmişte kanser hücrelerini tamamen yok etmek için vücudun hemen hemen her bölgesini kapsayan ışınlama teknikleri ile tedavi sağlanmakta idi. Artık bunun yerini yalnızca kanserli bölgeyi hedef alan tedaviler ile yapılmaktadır. Bu gelişim sayesinde sağlıklı dokular daha çok korunabilmekte, yüksek dozda ışın kullanılabildiğinden ötürü de tümör daha iyi kontrol altına alınmaktadır.

Radyoterapi tedavisi hangi kanser tedavilerinde Kullanılmaktadır?

radyoterapinin yan etkileri nelerdir?
  • Cilt kanserleri
  • Baş-boyun kanserleri
  • Beyin tümörleri
  • Meme kanseri
  • Prostat kanseri
  • Mesane kanseri
  • Akciğer kanseri
  • Kadın hastalıkları kanserleri
  • Yumuşak doku tümörleri
  • Kemik tümörleri
  • Sindirim sistemi kanserleri
  • Lenfomalar
  • Çocukluk çağı tümörleri

gibi kanser hastalığı türlerinin tedavisinde radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır.

Radyoterapi tedavisinde yaygın görülen yan etkiler nelerdir?

  • Radyoterapi tedavisi kandaki alyuvarları etkilemesi sonucu hastanın enerji kaybına uğramasından yorgun, halsiz ve iştahsız hissetmesine neden olmaktadır.
  • Tedavi esnasında akyuvarların azalması sonucu bazı hastalıklara karşı vücut korunmasız hale gelir.
  • Çok az görülen trombsitlerin azalmasından ötürü vücudun çeşitli yerlerinde küçük kanamalar, ciltte noktacıklar ya da çürümeler görülmektedir.
  • Radyoterapi tedavisinde uygulanan bölgede cilt dokusunun üzerine dokunduğu zaman kızarıklıklar görülebilir ve açık yaraların oluşumuna kadar sürebilir.
  • Bazı durumlarda diş çürümelerine neden olmaktadır.
  • Ağız içinde yaralara sebep olabilmektedir.
  • Radyoterapinin uygulandığı bölgelerde saç ve tüy dökülmesi görülebilir.
  • Radyoterapi tedavisinden sonra göğüs kafesinde bir daralması sonucu yutma güçlüğü yaşanabilmektedir.
  • İshal, bulantı ve kusma gibi yan etkilerde radyoterapi tedavisinin yan etkileridir.
otomatik vites nedir? nasıl çalışır?

Otomatik vites ile manuel vites arasındaki farklar nelerdir?

Otomatik vites nedir?

Arabanın vites geçişlerinde sürücü müdahale etmeden geçiş sağlanan şanzıman sistemine otomatik vites denilmektedir. Bu şanzıman türü tork konvertörü, vites dişlileri, hidrolik kumanda gibi parçalar ile oluşmaktadır.

Bir otomatik vites şanzıman sisteminde 3-4 ya da 5 ileri veya 7 ileri vites geçişi bulunmaktadır. Bu vitesler P-R-N-D harfleriyle ifade edilerek sürüşün kolaylığını sağlamaktadır.
P harfi aracın park halinde olmasını yani durması, R harfi geri vitese takılı halde olup aracın geri konumda gitmesi, N harfi aracın gaz enjektöründen beslenmediği bir bakıma vitesin boşta olduğu ve D harfi de ileri konumda hareket etmeyi ifade etmektedir. Otomatik vites geçişli araçların çalışma sistemi, işi yapabilmeyi sağlayan tork konverteri tarafından gücü şanzıman dişlilerine aktararak tork olarak ulaşmasını sağlamaktadır.

Triptonik şanzıman nedir?

Tiptronik şanzımanlı araç sistemlerinde; dönme anı sistemi sayesinde aracın hızına ve durumana göre doğru değişkenlik göstermesi sonucu güç sağlanmaktadır. Bu durumun sağlamış olduğu katkılardan bahsetmiş olur isek, kolay anlaşılabilir ve ideal bir otomatik sistem olmalarıdır, zararları ise, dönme anında %10’luk bir zaman kaybının aksamasıdır.

Manuel vites – düz vites nedir? Manuel vites nasıl kullanılır?

Manuel şanzıman ya da düz vites sistemli araçlar, otomotiv tarihinde en çok kullanılan araç sistemine sahiptir. Bütün otomotiv firmaların çoğu bu şanzıman sistemi ile araç üretmiştir. Sürücü aracın anlık seyir hareketlerini daha iyi kontrol ederek iyi bir sürüş deneyimi sunar.

Manuel şanzıman türündeki araçlar debriyaj, fren ve gaz pedalının bulunduğu vites geçişlerinde debriyajın etkin olduğu bir sistemdir. Vites değiştirmek için önce debriyaj pedalına basarak vites ayrılmalıdır. Yani diğer bir ifade ile debriyaj basılı iken uygun olan vites seçilmelidir. Bundan sonra da yavaş bir hareket ile debriyaj pedalı bırakılmalıdır.

Manuel vites ve otomatik vites farkları nelerdir? Hangi şanzıman türü araçlar daha ucuzdur?

  • Manuel vitesli araç kullanımlarında sürekli debriyaja basıp vites değiştirme sorunu var iken otomatik viteste bu sorun tamamen ortadan kaldırılarak sadece fren ve gaz pedalı ile hareket etmenizi sağlar.
  • Otomatik vitesli araçlarda yokuşlarda iniş ve kalkış esnasında kontrol mekanik sistem sayesinde oluşur ve hatta bazı yeni sistemlerinde yokuş kalkış desteği ile sürüş duraksamadan sağlanır. Manuel vitesli araçlarda ise tamamı ile sürücüye bağlı kontrol gerekmektedir.
  • Manuel vitesli araçlarda vites değiştirirken geçen zaman otomatik vitesli bir araç ile kıyaslandığında daha çabuk olmaktadır.
  • Manuel vitesli araçlarda viteslerin değişimi sürücünün kontrolünde olurken otomatik viteslerde ise aracın hangi vitese geçmesi gerektiğini motor aracın seyrine göre bağlantı kurması sonucu değiştirmektedir.
  • Otomatik vitesli araçların bakım zamanında değiştirilmesi gereken yedek parça maliyetleri manuel vitesli araçların yedek parça fiyatlarına göre daha maliyetli olmaktadır.
  • Otomatik vitesli araçların aynı marka ve modeldeki fiyat bantları manuel vitesli seçeneğine göre daha yüksektir.
keratin bakımının zararları nelerdir?

Keratin nedir? Keratinin zararları nelerdir?

Keratin insanlarda deride, tırnaklarda, dişlerde ve saçlarda bulunan bir madde ile kalmasından ayrı dayanıklı ve yenileyici bir protein maddesidir.

İnsanların saçlarına birtakım işlemler uygulamasından ötürü örnek verecek olursak; düzenli boya yaptırmak ve yapmak, saçın rengini açtırıcı bileşenler uygulamak veya devamlı hergün fön, maşa, düzleştirici gibi işlemler uygulamak saçta doğal olarak bulunan keratin miktarını azaltmaktadır. 
Saçların canlı ve düzgün görünmesini sağlayan keratin maddesi azaldığı sürece saçlar daha kolay dolaşmaya başlayıp yağlanmaya, mat ve kuru gözükmeye başlamaktadır.

Yapılan çalışmalar neticesinde uzmanlar bu tür sorunlara çözüm bularak keratin bakımı geliştirdiler. Özellikle saç güzelliği ve saç bakımı ile ilgilenen bireylerin saçlarında oluşmuş birtakım sorunlar için çözüm kaynağı olarak keratin uygulaması önerilmektedir.

Saç uzmanlarının yaptıkları başarılı işlemler neticesinde saçlar daha dayanıklı ve sağlıklı olmak ile beraber sonrasında da bakımın devam edebilmesi için keratin şampuanlarının kullanılması önerilmektedir. Tüm bu basit işlemlerin kısa sürede etkili ve güzel sonuçlar vermesinden ötürü kadınlar için vazgeçilmez bir saç bakım uygulamasıdır.

Keratin bakımının faydaları nelerdir?

keratin bakımının zararları nelerdir?
  • Saçların yıpranmış, zayıflamış, bakımsız ve sağlığını yitiren bölgelerine keratin bazlı dolgu ile onarım yapılmaktadır.
  • Keratin uygulamasından sonra saçların daha parlak, gür ve doğal hacmine dönüşmesini sağlamaktadır.
  • Saçların ihtiyaç duyduğu vitaminleri sağlar.
  • Saçlarda meydana gelen döküntüleri giderir.

Keratin bakımının zararları nelerdir?

  • Keratin bakımının sürekli yenileyerek sık sık tekrarlanması durumunda saçın özündeki hücrelerin hasarlanması riski olasıdır.
  • Keratin bakımı ile kıvırcık saçları düzleştirme işlemi yapılamaz.
  • Saçta geçici parlaklık sağlayabilen bu saç bakımı, özellikle açık renkleri tercih eden ve sık boya yaptıran kişilerde saçlarının kurumasına yol açmaktadır.
  • Keratin bazlı ürünlerin birçoğunda formaldehid adında keskin bir kokusu olan, alerjik ve kanserojen etkisi ile bilinen güçlü bir kimyasal barındırmaktadır. Bu kimyasalın uzun süre solunması takdirde kişinin sağlığına zarar vermektedir.

Keratin Bakımı saçlara nasıl uygulanır?

Keratin bakımı saçlara uygulanır iken, saçların ilk evvela şampuanla yıkanması gerekir. Daha sonra saçlarda ve saç derisindeki nemler giderilmesine kadar kurutulması gerekir. Ardından, keratin içeren yağların veya kremlerin saçlara uygulanması ile saçın tamamına keratin maddesinin işlenmesi için taranmalıdır. Daha sonra tekrar saçların kurutulurak ve taranmaya devam edilmelidir.

porselen nasıl yapılır?

Porselen nedir? Porselen nasıl yapılır?

Yalnızca doğal kaynaklı hammaddelerden üretilebilen, beyazlığını kullanılan boyalardan değil, sadece kullanılan hammaddelerin bileşenlerinden alan,  yaklaşık 1400°C pişirilerek pekişen, ışık geçirgenlik özelliği barındıran, sağlıklı bir ürün olarak yapılmaktadır.

Ev ve otel grupları olarak iki tip porselen türü vardır. Ev porselenleri, yüzeyine ışık tutulduğunda, ışığı geçirebilen porselenlerdir. Otel porselenleri ise, daha kalın üretildiğinden çoğu ışığı geçirememektedir.

Üretilen tabak kalın olur ise, tabağın içine bırakılan yemeğin sıcaklığı daha geç soğur ve yemeğin tadını daha iyi tadlandırır.

Porselen türleri genellikle 3 farklı kategori altında incelenmektedir. Bunlar:

  1. Sert Porselen
  2. Yumuşak Porselen
  3. Çin Porseleni

Aralarında ana hammadde ve pişirilme şekilleri farklıdır. Bu temel farklar neticesinde birbirinden ayrılırak birçok farklı amaçlarda kullanılmaktadır. Örneğin yumuşak porselen, içeriğindeki kuvars ve feldspat gibi malzemelerden ötürü düşük fırınlanma sıcaklığı ile ayrışmaktadır.

Porselen nasıl yapılır?

Porselen 4 farklı üretim aşamasından geçerek istenilen ürün haline gelmektedir. Tüm porselen türünde ürünler sırası ile proses kontrolü, hamur hazırlama, şekillendirme ve pişirim süreçlerinden geçmektedir.

1.Proses kontrol

  • Hamur Hazırlama biriminden sevkiyatına kadar geçen tüm süreçten ürünlerin kriterlerinin uygun olarak üretilmesini kontrol etmektedir.
  • Kritere uymayan uygulamalar durdurularak, ürünün bir kerede doğru yapılması sağlanmaktadır.
  • Uygun olmayan kriterler ilgili olarak birimlere bilgi verilir, gerekli düzeltmeler ve önlemler alınır.

2.HAMUR HAZIRLAMA

  • Hammadde olarak kil, kaolen, kuvars, K-feldspat, kalsit, dolomit kullanılır.
  • Şekillendirilecek ürüne göre belirlenen oranlarda çamur karıştırılarak ayrı ayrı işlemlerden geçirilir.
  • Döküm yöntemi ile şekillendirme yöntemi için de döküm çamuru hazırlanmaktadır.
  • Sırlama bölümünde ise kullanılacak şeffaf ve renkli sırlar hazırlanır.

3.ŞEKİLLENDİRME

Üç farklı şekillendirme yöntemi mevcuttur. Bunlar;

  1. Plastik şekillendirme: Plastik şekillendirme yöntemi ile fincan, kupa, bazı tabaklar, kase, tuzluk, şekerlik, çorbalık, tencere, yumurtalık gibi istenilen ürünler yaplamaktadir.
  2. Döküm şekillendirme: Basınçlı döküm yöntemi ile kayıklar, fırın kapları amorf yapılı ürünler, tuzluk ve biberlikler, kürdanlıklar, sosluklar, çorbalıklar, demlikler, demlik ve çorbalık kapakları, kaşıklar, bazı oval tabaklar, biblolar gibi ürünler üretilmektedir.
  3.  Pres ile şekillendirme yönteminde ise yuvarlak tabak, oval tabak, çukur tabak, kayık tabak ve kase üretimi yapılabilmektedir.

4.PİŞİRİM

BİSKÜVİ PİŞİRİM

Şekillendirme bölümünden sonra şekillendirilen ürünler sırlama öncesinde sonraki belirli bir mukavamet ve su emme kapasitesine sahip olabilmesi ve rutubetlerini attıktan sonra 1000°Cde ortalama 15-17 saatte biskuvi pişirim yapılmalıdır.

SIRLAMA

Bisküvi pişirimi yapılan mamuller artık bu işlem esnasında hamur hazırlama bölümünde hazırlanan sır ile Daldırmalı sırlama yöntemi ile sırlama yapılmaktadır.

Porselen ve seramik arasındaki farklar?

Seramik, toprak altında var olan farklı türde kayaların çeşitli dış etkenler tarafından parçalanması ile ortaya çıkan bazı maddelerin birleşimi ile oluşmaktadır. Porselen ise tamamen killi topraktan çıkarılarak üretilir ve seramikten daha yüksek sıcaklıkta pişirilmektedir. Seramik mat bir malzeme olarak üretilir, ışığı geçirmemektedir ancak suya karşı daha az dirençlidir. Porselen ise bardaklar, demlikler gibi sürekli su ile temas halinde olduğundan şeffaf olması gereken eşyalarda kullanılmaktadır. Porselen, seramiğe nazaran daha az dayanıklı olmasından ötürü, duvar kaplama işlemlerinde seramik daha çok tercih edilmektedir.

ümit burnu nerededir?

Ümit Burnu nerededir? Ümit Burnu keşfi ne zamandır?

ümit burnu nerededir?

Ümit Burnu Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Cape Yarımadası’nda yer alan ülkenin en uç noktasıdır.
Denize doğru uzanan kayalığı ile ünlü bu Ümit Burnu denizden yaklaşık 245 metre yüksekliğe sahiptir. Afrika’nın en güney kuptu sanılanın aksine ümit burnu noktası değildir, kıtanın gerçek güney ucu Ümit Burnu’nuna 160 km güneydoğusunda yer alan Agulhas Burnu’dur. (Cape Agulhas).

Ümit Burnu keşfi ne zamandır?

1488 yılında Portekizli kâşif Bartolomeu Dias tarafından keşfedilmiştir. Ümit Burnu 34° 21’26” S, 18°28 25″ E Koordinatları üzerinde yer almaktadır. 

Portekizli Bartolomeu Dias, , Kral II. Joao’nun emri üzerine doğuya ve oradaki baharatlara ulaşılabilmek için bir deniz yolu bulabilmek için keşfe çıkmıştır. O zamanlarda ticaret yolları çoğunlukla kara yolu ile bir kısmı ise deniz yolu ile gerçekleşmekte idi.
Bundan dolayı doğuya ticaret yapmaya giden tüccarlar Ortadoğu ülkelerini tümü üzerinden geçmek zorunda idi. Ünlü tarihçilerin araştırmalarına göre Dias, Ümit Burnunu keşfetmesi üzerine kral’a haber verince, kral bu keşfin doğuya ulaşan su yollarının kısa zamanda açılmasını sağlayacağını düşünmüş, bu nedenle bu uç noktanın adını Ümit Burnu olarak değiştirmiştir.

Ümit Burnu’nun Doğal özellikleri nelerdir?

ümit burnu nerededir?

Ümit Burnu’nda yer alan Protea ünlü bir çiçek türüdür. Ümit Burnu, çok zengin bir doğal popülasyona sahip olmasından ötürü burada Akdeniz iklimi’ni andıran bir iklim ortaya çıkmıştır. Ümit Burnu, Güney Afrika’nın topraklarından farklı olarak çiçekli bitkilerle kaplı ağaçsız bir bölge olarak önemini korumaktadır.

Bu bölgeye o kıtada yaşayanlar arasında “sık çalı” anlamına gelen “fynbos” denilmektedir. Özellikle protea (Protea cynaroides), funda çeşitleri (Erica cinsi) ve Elytropappus rhinocerotis gibi birçok endemik bitki türü barındırmaktadır.

Ümit Burnu, hayvan türleri bakımından da zengin bir ekosisteme sahiptir. Babun, kaya tavşanı, Kap susamuru ve antilop çeşitleri bu bölgede bulunan memeli hayvanlar arasında yer almaktadır. 
Güneşkuşu ve balcıkuşu hayvan türleride bu bölgede çok görülen kuş türleri arasında yer almaktadır. Karada çeşitli türlerde kertenkele, yılan ve kaplumbağalara rastlanılmaktadır.

Ümit Burnu’nun batısında yer alan False Koyu ise deniz yaşamı bakımından çok zengin bir bölgedir. Bu koyda yer alan Penguen ve kürklü fok türleri sahil şeridinde yaşayan canlılardır.
Bu bölgede kambur balina, katil balina ve çeşitli yunus türleri ayrıca görülmektedir. False Koyu özellikle beyaz köpekbalığı için önemli bir yaşam alanı olarak önem arz etmektedir.

kara delik gözle görülebilir mi?

Kara delik nedir? Kara delik gözle görülebilir mi?

Kara delik, astrofizik alanında çekim alanı çok yüksek olduğundan her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçamayan kütlesi olağanüstü büyük bir kozmik cisimdir.
Kara delik aynı zamanda uzayda belirli nicelikteki maddelerin bir noktaya toplanması ile ortaya çıkan bir nesnedir de denilebilir.

Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından ötürüde kara olarak nitelendirilmiştir. Kara deliklerin, tekillikleri nedeni ile üç boyutlu olmadıkları için hacimleri yoktur. Kara delikler içerisinde zamanın yavaş aktığı ya da hiç zaman kavramının olmadığı tahmin edilmektedir. Kara delikler Albert Einstein’ın genel görelilik kuramıyla tanımlanıp şekil almıştır.

Kara delikler nasıl keşfedildi?

Çeşitli dalga boylarını kullanarak dolaylı gözlem teknikleri ile keşfedilmiştir. Bu teknikler sayesinde çevresinde gerçekleşen oluşumların keşfinede ön ayak olmuştur.

Günümüzde kara deliklerin varlığı ilgili bilimsel gerçekler hemen hemen tüm bilim insanları tarafından onaylanmış ve kesinlik kazanmıştır.

Kara deliğin ölçüleri nedir?

Kara delik “çekimsel tekillik” diye adlandırılan bir noktaya yoğunlaştırılmış bir kütleye sahiptir. Bu kütle “kara deliğin olay ufku” denilen ve aslında tekilliği merkez alan bir küreyi oluşturur.

Bu kürenin hacmi, kara deliğin uzayda kapladığı yer olarak da düşünülebilir. Kütlesi Güneş’in kütlesine eşit olan bir kara deliğin yarıçapı yalnızca yaklaşık olarak 3 km’dir.

Kara delik gözle görülebilir mi?

Bir kara deliği doğrudan gözlemlemek mümkün değildir. Bir nesnenin gözle görülebilmesi için, o nesneden ışık çıkması ya da kendisine gelen ışığı yansıtması ile gerçekleşmektedir.

Ayrıca kara deliklerin olağanüstü çekim kuvvetinden ötürü çok yüksek X ışını yaymaktadır ve bu X yaymış olduğu X ışınınıda görmek mümkün değildir.

Kara deliğin tarihsel serüveni

kara delik gözle görülebilir mi?

Kara delik kavramı 18. yüzyıl sonunda ilk Newton tarafından evrensel çekim kanunu kapsamı doğrultusunda ortaya çıkmış denibilir. Ancak o dönemde ışık hızı ile ilgili yapılan çalışmalardan ötürü bu kozmik çalışma aksatılmıştır.

Dolayısıyla kara delik kavramı ancak 20. yüzyılın başlarında ve özellikle Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının ortaya atılması ile bir kavram olmaktan çıkarılıp bu kozmik konu hakkında çalışmalar yapılmıştır.

navtex ilanı nedir?

NAVTEX nedir? NAVTEX ilanı ne demektir?

NAVTEX (Navigational telex), uluslararası orta frekans ile çalışan, gemilere olası tehlike, güvenlik, hava raporları ve uyarma gibi otomatik olarak yazılı bir şekilde iletişim sağlayan haberleşme sistemidir.

Bu iletişim odaklı cihaz, kıyıdan yaklaşık 740 km (400 NM) uzaklıkta tek yönlü yayın yapan kıyı istasyonundan otomatik olarak gün içerisinde ve bitimine değin raporları almaktadır.

navtex ilanı nedir?

NAVTEX yayın akışları 4 saatte bir ücretsiz olarak kıyı şeridinde bulunan tüm cihazlara ücretsiz olarak yapılmaktadır. Hava raporu yayınları ise basit kısa formatta yayınlanır.

NAVTEX, Uluslararası Denizcilik Organizasyonu’nun (IMO) ve Küresel Denizde Tehlike ve Emniyet Sistemi’nin (GMDSS) bir parçası olduğundan çoğu ülkelerin kullanımındadır.

Ayrıca denizcilere, istenilen zamanın hava tahminleri, seyir bilgileri, aciliyet emirleri ve uyarıları ve denizde çalışma yapılan sahalar hakkında bilgi veren haberleşme cihaz sistemi olarak kullanılmaktadır.

Türk denizlerinde NAVTEX

Türk karasularında Navtex Mesaj ve Seyir duyuruları Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir, Hidrografi ve Oşiongrafi Dairesi Başkanlığı tarafından Antalya, Samsun, İstanbul ve İzmir yayın istasyonlarından iletişim sağlanarak haberleşme sağlanmaktadır. Seyir duyuruları Sivil – Askeri tüm Gemi ve Tekneler için aynı uyarılarda olduğundan ötürü bağlayıcı niteliğindedir.

Bu seyir duyuruları aynı zamanda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü web sayfasından da yayınlanarak denizcilerin güvenli seyirleri garanti edilmesi sonucu hizmet edilmektedir.

NAVTEX ilan etmek ne demektir?

Navtex, denizcilere, meteoroloji tahminleri, seyir bilgileri, aciliyet, emniyet ve denizde çalışma yapılan sahalar hakkında bilgi veren haberleşme cihaz sistemidir. Ülkelerin Deniz Kuvvetleri, denizlerde yapacağı eğitim ve tatbikatların bilgisini önceden bu yolla duyurularak, bu sahalara girilmemesi konusunda uyarılarda bulunuyor. NAVTEX ilanı, NAVTEX cihazı üzerinden bu yapılan bildirimleri ifade etmesi sonucunda gerçekleşir.

Gönderilen mesaj formatların gönderilmesi için kullanılan sistem ise şunlardır;

Baltık Denizi için NAVTEX mesajı

NAVTEX mesajları bu bölgedeki yayın için ikili kodlama sistemi kullanmaktadır. Bütün NAVTEX mesajları, mesajın başlangıcını belirten ZCZC harfleri ile başlar ve B1, B2, B3 ve B4 serileri kapsamında 4 karakter ile devam etmektedir.

  • B1 Karakteri: İstasyon adını ifade eden harf bulunur.
  • B2 Karakteri: Gönderilen mesajın içeriğini belirten harf bulunur.
  • B3, B4 Karakterleri: Mesajın sıra numarasını belirtir.

 Örnek olarak gönderilen mesajlar;

  • ZCZC
  • B1, B2, B3, B4
  • Mesaj zamanı (GMT)
  • Seri tanıtım numarası
  • Mesaj İçeriği (…)
  • NNNN

şeklinde haberleşme sağlanır iken bu tarz iletişim sağlanmaktadır.

çayda hangi vitaminler var?

Çayın faydaları nelerdir? Çayda hangi vitaminler var?

Çay, bir takım bitkilerin yapraklarının, çiçeklerinin, köklerinin, gövdelerinin, kabuklarının, tohumlarının kaynatılması ile ya da haşlanması ile elde edilen bir bitkisel içecek türüdür.

Çay çalısının bilimsel adı ise Camellia sinensistir. Çay çalısının yapraklarının fermantasyonu ile ısıtılma, kurutulma ve bazen diğer meyve ya da bitkilerle karıştırılması neticesinde içeceğin oluşumu sağlanmaktadır.

Çay içerisinde başta tein, doğal fenol ve antioksidan olan kateşin ve kafein olmak üzere diğer birçok faydalı madde içermektedir. Camellia sinensis dört yaşından itibaren ürün verebilen bu bitki ortalama 100 yıl yaşayabilmektedir. Doğu ve Güneydoğu Asya’ya özgü bir bitki olmasından ötürü 2700 sene önce Çin’de keşfedilen çayın ismi Mandarince “çha” kelimesinden gelmektedir. 10. yüzyılda ise Çinin milli içeceği olmuştur. Türkiye’de ilk çay fabrikası 1947 yılında Rize’de kurularak tesisini sağlamıştır.

Çayın içerisinde hangi vitaminler, mineraller ve elementler vardır?

Çayın içerisinde polifenoller (kateşinler), pigmentler (karotenoidler ve klorofil), flavonlar (kempferol, kuersetin, myricetin) alkaloitler (kafein, teofilin, teobromin), liganlar, karbonhidratlar, lipitler, proteinler, amino asitler (L-theanine),vitaminler (B2, E, P,C) çeşitli mineraller (çinko, manganez, krom) ve iz elementler bulunmasından dolayı zengin içerikli bir bitkidir.

Çay çeşitleri nelerdir?

  1. Siyah çay

Siyah çayın üretimi esnasında yapraklar yırtılıp, yuvarlanıp, kırılıp ve kurutulmadan önce oksitlenmeye bırakılması ile üretimi sağlanmaktadır.

Oksitlenme sürecinde flavonoidler azalmaktadır. Siyah çayın fermantasyonu işleminde ise kateşinler antioksidan polifenollere (Theaflavin ve türevleri) dönüşmektedir. Theaflavinler, oksidatif strese neden olan enzimlerin aktivitesini baskılar.

  • Yeşil çay

Ana üretim yeri Hindistan olan bu çay türünün yaprağı okside olmamış çay yaprağıdır. Yeşil çayın gördüğü işlemlerin daha az olmasından ötürü antioksidan kaybı da azdır. Siyah çaya göre daha az kafein miktarı içermektedir. Japon ve Çin yeşil çayları olmasından ötürü iki temel kategoride toplanmaktadır ve 10’dan fazla çeşidi mevcuttur.

  • Beyaz çay

Camellia sinensis tomurcuklarının olgunlaşmadan toplanıp işlenmesi sonucunda elde edilen bu toplanan çayın yüzeyi beyaz tüylerle kaplı durumda olduğundan ötürü beyaz çay olarak adlandırılmıştır.

  • Oolong (Wulong) Çayı

Oolong çayının üretiminde yaprakların fermantasyon süresi işlemi  yeşil çaydan daha uzun, siyah çaydan daha kısa sürmektedir. Çin, Tayvan ve Japonya’da geleneksel olarak tüketilmesinden ötürü bu ülkelerde meşhur bir çay içeceği olarak ünlenmiştir.