Sabun nedir? Nelerden oluşur?

Sabun, uzun zincirli organik yağ asitlerinden oluşan sodyum veya potasyum tuzları ile oluşmaktadır. Tarihsel süreçte sabunlar genellikle sodyum, soda küllerinden ya da potasyum tuzlarının ve yağlı asitlerinin kül suyu ile sabunlaşma tepkimesine girmesi sonucu elde edilirlerdi. Temeldeki yağların  hidroliz işlemini, gliserol ve rafine sabunu oluşturur.

Sabun üretimi esnasında kullanılan yağ miktarı ile baz miktarının iyi ayarlanması gerekmektedir. Aksi takdirde cilde zarar vermesi sonucu tahrişe neden olabilirler. Birden fazla çeşidi olan sabunun; şekil, renk, koku ile birbirinden ayrılmaktadır. Günümüz gelişen teknoloji ile bitkisel sabunlar ve antibakretiyel sabunlar da hayatımıza girerek daha hijyenik bir hayat sürmemize olanak sağlıyor.

Sabunun faydaları ve zararları nelerdir?

  • Sabunun çeşidine göre ciltte kendine has kokusunu aktarır,
  • Vücuttaki bakterileri, virüsleri ve diğer zararlı organizmaları yok eder,
  • Bazı sabun türlerinin sadece kokuya önem vermesinden ciltte tahrişe neden olmaktadır,
  • Sivilcelerin ve kızarıkların giderilmesinde yardımcı olmaktadır,
  • Ciltteki yağların arınmasında yardımcı olmaktadır,
  • Cildin pH değerine uygun olmayan sabunların kullanımı sonucu akne, lekeler, siyah nokta ve aşırı yağlanma sorunları ortaya çıkmaktadır.

Sabunun tarihçesi

İnsanoğlunun cildine bakımı ve temizliği tarih öncesi süreçlere kadar uzanmaktadır. İlk insan topluluklarının devamlı su kenarlarında yaşamalarının nedeni doğal ihtiyaçlarını gidermesinin yanında temizlik açısından da tercih edilmesindendir.

Eski Babil kazıları sırasında ortaya çıkan bir toprak  vazo içinde bulunan sabuna benzer bir maddenin, sabun yapımının M.Ö. 2800 yılı öncesinde bulunduğunun bir  kanıtıdır. 
Bu toprak vazo üzerindeki yazıtlarda anlatılanların çevrilmesi sonucu, küllerle yağların kaynatıldığını ifade etmektedir. Fakat buradaki ifade, ifade ettiği anlamda bir “sabun” ifadesi değildir. Bu ancak saça şekil veren  maddelerin yardımcıları olarak kullanılan maddeleri ifade etmektedir.

İlk Yunanlılar zamanında, estetik nedenlerinden ötürü banyo yapmışlardır, ancak bu temizliği muhtemel olarak sabun kullanmadan yaptığı gösterilmektedir. Sabun yerine, toprak, çamur, süngertaşı ve külden oluşan bir kalıp ile vücutlarını temizleye bilmişlerdir.

Sabun, ismini eski bir Roma efsanelerine göre hayvanların kurban edildiği “sapo” dağının adından almıştır. Yağmurları yıkadığı erimiş hayvansal katı yağlar ve odun küllerinden oluşan karışım, Tiber nehrine bir çamur halinde akması sonucu kadınlar, bu çamur karışımı ile, çok daha az kuvvet harcayarak yıkama, temizleme işlemlerini gerçekleştirdiğini keşfettiler.